Geçen Bir Yılın Ardından - Kanada'da Yeni Yaşam
506
post-template-default,single,single-post,postid-506,single-format-standard,qode-quick-links-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,hide_top_bar_on_mobile_header,qode-content-sidebar-responsive,qode-theme-ver-11.2,qode-theme-kndysm,wpb-js-composer js-comp-ver-5.2.1,vc_responsive

Geçen Bir Yılın Ardından

Zor oldu bu yazıya başlamak, uzun zaman olmuş yazmayalı. Geriye dönüp baktım da bir ayda 6 yazı yazdığım zamanlar olmuş.

29 Kasım 2017. Türkiye’deki evimizden ayrıldığımız an ve her şeyimizi sığdırdığımız bavullarımız:)

Sonra işler güçler başlamış, yazılar azalmış. 1 seneden biraz daha uzun bir süredir Kanada’dayız. Üç kişilik ailemizde herkesin hayatı bu süre içinde 180 derece değişti. Durup geriye baktığımızda bazen kendimiz bile inanamıyoruz yaşadığımız değişimlere.

Ben buraya gelmeden önce mesleki anlamda buradaki bir yılımı planlamıştım. Neyse ki herhangi bir aksilikle karşılaşmadan planladığım gibi gitti şimdiye kadar her şey. Mevcut mesleğimi burada sürdürebilmek kısa vadeli hedefimdi. Kısa bir sertifika kursu sürecinden sonra Mart ayında bir dil kursunda İngilizce öğretmeni olarak çalışmaya başladım. Uzun vadede hedeflediğim göçmenlik danışmanlığı mesleği için de 1 senelik eğitimi tamamlayıp lisans sınavına girdim ve yaklaşık bir ay önce sınavı geçtiğimi öğrendim. Planım Şubat ayı içinde şirketimi kurup danışmanlık hizmeti vermeye başlamak. Kanada göçmenlik sisteminin çok iyi kurgulanmış bir sistem olduğunu düşünüyorum ve bu sistemin bir parçası olma fikri beni çok heyecanlandırıyor. Yeni bir yaşam planı yapan insanların başvuru süreçlerinde yanlarında olup, hayatlarının en önemli dönüm noktalarından birine tanıklık etmek için de sabırsızlanıyorum. Diğer taraftan öğretmenliğe de yarı zamanlı devam edeceğim sanırım çünkü öğretmenlikten ayrı bir keyif alıyorum. Benim tarafta işler güçler böyle. Tuğsel de 6 aylık bir iş arama sürecinden sonra işe başladı. Geçmiş deneyimleri sayesinde herhangi bir ek eğitim, vs. almasına gerek olmadı ama pek çok meslekte burada alınan eğitimlerin iş bulmaya katkısı büyük oluyor. Bir de tabii ‘Canadian experience’ konusu var. Burada edinilen deneyimler çok önemseniyor. İş ilanlarında Kanada deneyimi şartı bulunmasa da (bunu şart koşmaları yasal değil), bu görünmeyen bir şart. Ama uluslararası deneyime değer veren şirketler de var tabii, bu tamamen mesleğinize ve karşınıza çıkacak olan seçeneklere bağlı.

Instagram’dan ya da buradan aldığım mesajların çoğunda iş konusu merak ediliyor normal olarak. Bu gerçekten çok kişisel bir konu ve sonucu belirleyen çok fazla değişken var. Eğitiminiz, deneyimleriniz, mesleğiniz, kişilik özellikleriniz, vs. Bu yüzden kimsenin kimseye ‘şu kadar zamanda iş bulursun’ demesi mümkün değil. O nedenle bol araştırma ve iyi bir plan gerçekten çok önemli.

Ata’nın adaptasyonu tahmin ettiğimizden daha kolay oldu. Daha önce de yazmıştım, basketbol oynuyor olmasının ciddi katkısı oldu bu sürece. Bu hafta ilk defa sınıfta bir sunum yaptı. İlk İngilizce sunumu:) Coğrafya dersinde bir şehrin üç sorununu ele alıp, bu sorunlara çözüm önerisi getirmeleri istenmişti. Ata İstanbul’u anlattı arkadaşlarına. İstanbul’un trafik, nüfus yoğunluğu gibi sorunlarından bahsetti ama diğer taraftan şehrin muhteşem fotoğraflarını da ekledi sunumuna. Derdi, tasası bizi ilgilendirir, insan ülkesi güzel bilinsin istiyor. ‘Good job, Ata’ demiş arkadaşları, çok sevindik tabii, evde bir bayram havası:)

Bu arada 1 senedir Instagram hesabımdan (@kanadadayeniyasam) gelen soruları yanıtlıyorum bilgim dahilinde. Genellikle soruları yanıtsız bırakmamaya çalışıyorum. (Merhaba, mrb, selam, vs. yazıp devamını getirmeyenler dışında.) Buradaki yaşamla ilgili çok soru geliyor tabii. Burada bir liste yapıp toparlamak istiyorum verdiğim cevapları:

  • Kanada başka ülkelere kıyasla daha kolay ‘aidiyet’ hissedebileceğiniz bir ülke, çünkü pek çok kişi farklı yerlerden gelmiş, herkesin bir hikayesi var. (Her 5 kişiden biri farklı bir ülkede doğmuş.) Bu yüzden kendinizi farklı ve yabancı hissetmiyorsunuz. Ama tabii ki bir alışma sürecinden geçiyorsunuz ve ilk başlarda ‘turist’ gibi hissediyorsunuz. Alışma süreci benim için 7-8 ay sürdü. Şu anda her şey daha doğal görünüyor gözüme ve kendimi evimde hissedebiliyorum. Bu süreçte duygusal destek çok önemli. Aile olarak gelinecekse, çiftlerin her ikisinin de bu yaşam değişikliğini eşit derecede istiyor olması şart bence. Çünkü diğer türlü zorluklara göğüs germek mümkün olmuyor. ‘Sen istedin diye geldik’ cümlesi bir kere ağızdan çıkarsa durum fena:) Çocuğunuz varsa adaptasyon sürecini kolaylaştırmak için gelmeden onu psikolojik olarak hazırlamak da çok önemli.
  • Burada yaşam çok sakin akıyor. Tabii ki işe gidiş ve dönüş saatleri epey kalabalık, yoğun oluyor ama metronun en kalabalık saatinde görme engelli bir kadının yardım almadan merdivenleri kullanarak bir metrodan diğerine geçebildiğini gördükten sonra o kalabalık da gözüme ‘sakin’ görünmeye başladı artık.:)
  • Ülkenin uğraşacak çok ciddi meseleleri yok. Haberlerde en ciddi mesele silahlı saldırılar oluyor. Son yıllarda silah kullanımı artmış. Can sıkıcı bir konu ama yapacak bir şey yok, insanın olduğu yerde, hele de büyük şehirlerde bu tür olayların hiç olmaması mümkün değil. Bu arada suç oranıyla ülkedeki göçmenlerin sayısının artmasının bir ilgisi yok. Bazı Kanadalıların artan suç oranını artan göçmen sayısına bağlamak gibi bir eğilimi olabiliyor ama istatistikler bunun tersini söylüyor. Ülkeye gelen göçmenler burada doğan kişilerden daha az suça karışıyorlar.
  • İnsanlar genel olarak pozitif, kibar ve yardımsever. Sıra oluşturma ve sırada bekleme sanatı üzerine bir kitap yazılabilir burada:)
  • En çok insanlar özleniyor. Aile ve arkadaşlar yani. Fakat bir süre sonra burada da bir arkadaş çevreniz olmaya başlıyor. Bazen bazı insanlardan ‘Türklerle görüşmemeye çalışıyorum’ gibi şeyler okuyorum, duyuyorum, komik geliyor. ‘Sen nesin peki?’ diye sormak istiyorum. Kendi ülkemizde yalnızca Türk diye biriyle arkadaş olmazdık, durum burada da farklı değil. Çok iyi anlaştığımız, çok sevdiğimiz arkadaşlarımız oldu burada. Aynı süreçlerden geçmek insanları yakınlaştırıyor. Milliyet ayrımı tabii ki yapmıyoruz ama gerçek şu ki, insanın kendi dilinde muhabbet edebilmesi gibisi de yok:)
  • Torontolular toplu taşıma sisteminden (TTC) pek hoşnut değiller. Fakat bizim bir şikayetimiz yok, TTC’den şikayet edenleri bir on gün kadar İstanbul’a bırakmak gibi bir hayalim var ayrıca:) Ben buraya geldiğimizden bu yana hiç araba kullanmadım ve toplu taşıma kullanmaktan (metro, otobüs ve tramvay) çok da memnunum.
  • Kütüphane yaşamımızın önemli bir parçası. Kitap satın almaktan ziyade kütüphaneden ödünç alıyoruz. Online kitap isteği yapabiliyorsunuz, istediğiniz kitap bir süre sonra evinize en yakın kütüphaneye geliyor. Kütüphane hizmetleri (çıktı almak ve fotokopi dışında) tamamen ücretsiz.
  • Evlerin, binaların mimarisi ve şehir planlaması çok farklı. Her ne kadar artan nüfus nedeniyle apartman (condo) sayısı artsa da henüz müstakil evler çoğunlukta.
  • Toronto’da yaşam pahalı. Fiyatlar burada bir geliriniz olunca daha mantıklı gelmeye başlıyor.  Ama Kanadalılar da dahil olmak üzere herkes buranın pahalı bir şehir olduğu konusunda hem fikir. Özellikle ev fiyatları son yıllarda artan talep nedeniyle çok artmış.
  • Trafikte korna çalan kişi sayısı çok az. Bizim dört aydır arabamız var, henüz kornası kullanılmadı arabanın. Şehir merkezinde durum biraz farklıymış özellikle iş çıkışı zamanlarında ama henüz ona tanık olmadık.
  • Yeme-içme anlamında özleyip de bulamadığımız herhangi bir şey olmadı. Tabii bu da yemek konusunda ne kadar seçici olduğunuza bağlı. Biz yeni şeyler denemeye de açık olduğumuz için buradaki çeşitliliği çok sevdik. Şimdiye kadar iki markete gittik Türkiye’den gelen ürünlerin satıldığı, Pristine Fine Foods ve Istanbul Marche. Başka yerler de vardır mutlaka ama araştırmadık.
  • İş hayatına ve günlük hayata entegre olabilmek için İngilizce yeterliliği çok önemli. Günlük hayatta idare edilebilir ama kurumsal hayatta ülkenin ana dilini akıcı konuşup, yazabilmek şart. Ülkenin ikinci ana dili Fransızca ama İngilizce daha fazla insan tarafından konuşuluyor (Quebec eyaleti dışında).
  • Dışarda yemek yemenin maliyeti kişi başı 20-50 dolar arası diyebilirim. Tabii yemeği 5-10 dolara da mal etmek mümkün (Subway, vs. gibi yerlerde) ya da çok yüksek rakamlar ödemek. Benim bahsettiğim hafta sonları filan ailece gittiğimiz normal fiyatlı yerler.
  • Kiralar semte göre değişiyor. Çocuğunuz oturduğunuz semtin okuluna gittiği için (istisnai durumlar dışında), iyi okulların olduğu semtlerde emlak fiyatları daha yüksek. 3 kişilik bir aile için iyi okulların semtlerinde condo kiralari 2400-3000 dolar aralığında diyebilirim. Müstakil ya da semi-detached (iki ev yan yana) ev olunca bu rakam daha da yüksek oluyor. Kiranın içinde hangi masrafların olduğuna dikkat etmek gerekiyor. Mesela parking kiranın içine dahil değilse (bu ev sahibinin evi alırken parking spot almadığı anlamına geliyor) ve arabanızı oturduğunuz yerin kapalı garajına koymak istiyorsanız 100-150 dolar ödeyerek parking alanı kiralamak zorunda kalıyorsunuz. Arabanın dışarda kalması kışın çok zahmetli olabiliyor çünkü. Çocuğu olmayan iki kişilik bir aile oturulabilecek semt seçimi konusunda daha özgür tabii. 1900-2200 dolar aralığında küçük (1+1) ama düzgün bir condo ya da apartment bulmak mümkün. Bu yazdığım fiyat aralıkları bizim ya da arkadaşlarımızın ev arayışında karşımıza çıkan rakamlar, elbette daha altı ya da üstü (zaten üstünde sınır yok tahmin edebileceğiniz gibi:) olabilir…yazdığım her şey benim tecrübelerimle sınırlı yani.
  • Okul seçimi önemli bir konu ama anne babaların gereğinden fazla endişelendiğini düşünüyorum bu konuda. Burada genel olarak devlet okullarında standart yüksek, biz özel okul hiç düşünmedik bu nedenle. (Ontario eyaletinde öğrencilerin yalnızca -yaklaşık olarak- %6’sı özel okula gidiyor.) Okulların skorlarını görebileceğiniz siteler var. Bu skorlar eyalet genelinde belli seviyelerde yapılan sınavların sonuçlarına göre belirleniyor. Yani okulla ilgili bir fikir verebilir ama bana kalırsa okul seçiminde kesinlikle tek kriter olmamalı. Mesela Ata’nın ilk gittiği okulun skoru 10 üzerinden 6.5 civarıydı ama harika bir okuldu. Şu anki okulun skoru 9 civarı, yine aynı derecede memnunuz. Nasıl öğretmenlere denk gelindiği çok önemli ve bu biraz da şansla ilgili ne yazık ki, dünyanın her yerinde böyle. Okulun en harika öğretmeni sizin çocuğunuza hitap edemeyebilir mesela. Ya da fikirlerine çok güvendiğiniz arkadaşınızın ‘hiç beğenmediği’ bir öğretmen sizin çocuğunuz için harikalar yaratabilir. Yani biraz rahat olmak, gerekli araştırmayı yapıp, sonrasında oluruna bırakmak lazım. Lise seçimi biraz daha hassas bir konu çünkü ergenlik yıllarında bulunulan ortam çok önemli. Arkadaşlar ve çevrenin anne babadan daha fazla etki ettiği yıllar. Uyuşturucu kullanımı vs. gibi riskler de var. O nedenle düzgün bir semtte, iyi bilinen bir okul seçmek önemli.
  • Sağlık sistemiyle ilgili fazla bir şey yazamayacağım çünkü Ata’nın geçen sene yaşadığı ufak kaza dışında acillik bir durumumuz olmadı çok şükür. Bir aile doktorumuz var, istediğimiz zaman kendisinden randevu alabiliyoruz. O gerekirse başka bir uzmana yönlendiriyor. Sağlık hizmetleri ücretsiz ama tümüyle değil. Ücretli olan kısımlar için bazı iş yerleri çalışanlarını sigortalıyor (diş, göz, vs.).

 

Bu yazıda buraya geliş kısmından bahsetmedim hiç. Yazdığım her şey bir şekilde (study permit ya da permanent residence alarak) buraya gelen kişiler için. Buraya gelme kısmı da aynı iş konusunda olduğu gibi kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Çok sayıda ‘Kanada’ya nasıl gelirim’ soruları alıyorum. Bu sorunun cevabı pek basit değil ama profiliniz uygunsa ve doğru yolları izlerseniz çok da karmaşık değil. Buraya kalıcı oturum izni olmadan çalışmaya gelmek çok zor. Ancak zor bulunan bir meslek kolunda çalışıyorsanız ya da benzerine az rastlanır özellikleriniz varsa mümkün. Çünkü sizi istihdam edecek iş verenin devlete, neden o pozisyona bir Kanada vatandaşını ya da Permanent Resident’ı almadığını ikna edici bir şekilde açıklaması, kanıt sunması gerekiyor.

Bu yazı fazla uzadı:) Aklıma gelenler bunlar. Şu anda danışmanlık şirketimin hazırlık çalışmaları devam ediyor. Güzel iş birlikleri yapıyorum çünkü insanlara bu süreçte verilebilecek tüm destekleri sunmak istiyorum. Bu yoldan yakın zamanda geçmiş olmamız kararlarımda bana çok yardımcı oluyor tabii. Büyük ihtimalle bu blog ve Instagram hesabı devam edecek ve vereceğim hizmetleri buradan da duyuruyor olacağım.

Okuduğunuz için teşekkürler, umarım faydalı olmuştur… Sevgiler.

YORUM YOK

YORUM YAZIN