Yiyecek İçecek Alışverişi Keşiflerim - Kanada'da Yeni Yaşam
416
post-template-default,single,single-post,postid-416,single-format-standard,qode-quick-links-1.0,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,hide_top_bar_on_mobile_header,qode-content-sidebar-responsive,qode-theme-ver-11.2,qode-theme-kndysm,wpb-js-composer js-comp-ver-5.2.1,vc_responsive

Yiyecek İçecek Alışverişi Keşiflerim

Sanırım yeni bir ülkeye yerleşmenin getirdiği en büyük değişimlerden biri yeme-içme alışkanlıkları ile ilgili oluyor. Alışık olunan tatlar, alışveriş edilen yerler gibi detaylar hayatlarımızda önemli yer tutuyor. İstanbul’da kurduğumuz düzende sağlıklı beslenmeye gayret ediyorduk. Oturduğumuz sitede bulunan Migros’tan haftalık alışverişimizi yapar, belirli aralıklarla da İpek Hanım’ın Çiftliğinden sebze, meyve, bakliyat, peynir vs. ve Aysun the Sütçü’den de sütümüzü alırdık. Etimizi son zamanlarda bulduğum Nebyan Doğal‘dan almaya başlamıştık. Nebyan Doğal’ı geç buldum, keşke daha önce karşıma çıkmış olsaydı. Lezzetli ve sağlıklı et arayışında olanlara buradan tavsiye etmiş olayım. İpek Hanım’ın Çiftliği artık pek çok kişi tarafından biliniyor zaten, Aysun the Sütçüyle de arkadaşım Gülşah sayesinde tanışmıştım. Henüz tanışmadıysanız siz de tanışın derim:) (İsimlerin üzerinden linkler verdim.)

Buraya gelince işler değişti tabii. Şimdiye kadar geçen sürede hep gezdik, gözlem yaptık, anlamaya çalıştık. Şimdiden buradaki gıda standartlarına daha çok güvendiğimi söyleyebilirim, bu düşüncem kimseyi şaşırtmayacaktır sanırım. Bir şeye organik deniyorsa organik olduğundan şüphe duymuyor insan. Bazen üzerinde belirli bir yüzde görüyorsunuz, %85’i organik diyor mesela, yani şeffaflık ve dürüstlük çok önemli. Türkiye’de ‘organik’ etiketlerine tam anlamıyla güvendiğimizi söyleyebilir miyiz?

Oturduğumuz yer daha önce de bahsettiğim gibi epey merkezi bir konumda. Bu sayede şehre uyum sürecimiz daha kolay oldu. Bir güzel tarafı da çetin hava koşullarının yani o meşhur -20’lerin sokağa çıkıp işlerimizi halletmemize, alışverişimizi yapmamıza engel olmuyor olması. Yeme içme alışverişi için şimdiye kadar genellikle Loblaws adındaki markete gittik. Migros gibi bir zincir Loblaws da. Fakat özellikle bizim buradaki Loblaws’ın fiyatları ortalamanın biraz üzerinde kaldığı için başka seçenekler bakmaya da devam ediyoruz. Bizim, mevcut seçenekler arasındaki fiyat, kalite, vs. gibi konularda farklılıkları anlayıp, yiyecek içecek alışverişi rutinini oluşturmamız hemen olacak bir şey değil ama bugünkü keşfimin bu konuda bir yazı yazıp paylaşmaya değer olduğunu düşündüm.

Organik gıdalar için en hesaplı yerin neresi olduğunu araştırırken karşıma çıktı Karma Co-op. Burası 45 yıl önce kurulmuş olan bir gıda kooperatifi. Bu kooperatifin sahibi üyeleri, yani müşteriler. Organik, yerel ve GDO’suz ürünler getiriyorlar ve ürünleri direkt olarak üreticisinden alıyorlar. Satılan herşey organik değil, geleneksel tarım yöntemleriyle üretilen ürünler de var. Her ürünün etiketinde menşei (Türkiye’den de gelen birkaç çeşit baharat ve bakliyat var), organik olup olmadığı gibi bilgiler var. Sistem çok değişik. Önce gidip bir oryantasyon seansına katılıyorsunuz. Ben bugün bu şekilde tanıştım Karma ile. Hem mağazayı geziyor, hem de sistemi anlıyorsunuz. Ürünler, kar amacı güdülmediği için ortalama piyasa fiyatlarının bir miktar altında. Yukarıda da bahsettiğim gibi sistemin sahibi müşteriler ve bir üyelik sistemi var. Sistemin ilgimi çeken detaylarını daha okunabilir olması için başlıklarla anlatacağım.

Dört farklı üyelik türü

Çalışan üyelik – Mağazada aktif olarak görev yapan, maaşlı tek bir çalışan var. Diğer çalışanlar üyeler. Bu kategoriyi seçerseniz ayda 2 saat gidip mağazada çalışıyorsunuz. Bu saatleri sizin programınıza göre belirliyorlar. Farklı iş seçenekleri var. Ayda bir gün sabah 9-11 arası gidip mağazanın açılışında çalışabiliyorsunuz, gün içinde herhangi bir saatte kasada çalışabiliyorsunuz, kapanışta temizliği yapabiliyorsunuz ya da ‘peynir kesme’ işi yapabiliyorsunuz. Seçim size ait. Bunlardan hangisini seçerseniz size o konuda kısa bir eğitim veriyorlar. Bu üyelik türünü tercih ettiğiniz zaman herkes için geçerli olan yıllık 50 dolar dışında bir ödeme yapmanız gerekmiyor ve etiket fiyatlarından alışveriş yapabiliyorsunuz. 

Sabit fiyatlı üyelik – Yıllık 50 doların yanı sıra, ayda 25 dolar ödeyerek üye oluyorsunuz, bunun dışında bir şey yapmıyorsunuz.

Yüzdeli üyelik – Yalnızca yılda 50 dolar ödüyorsunuz ama fiyatlar etiket fiyatlarının %10 fazlası oluyor.

İşten muaf üyelik – 65 yaşın üzerindeyseniz, bir rahatsızlığınız varsa ya da annelik-babalık iznindeyseniz işten de, aylık 25 dolardan da muaf oluyorsunuz. Bu, duruma göre süreli ya da süresiz oluyor.

Eğer dışardan misafir olarak geldiyseniz de etiket fiyatlarının %15 fazlasını ödeyerek alışveriş yapabiliyorsunuz.

Paketleme

Pek çok ürün için hem fiyattan tasarruf etmek hem de ambalaj atık miktarını azaltmak için kendi kutunuzu, poşetinizi ya da kavanozunuzu kendiniz götürüyorsunuz. Bugün oryantasyona giderken (sitelerinde de okuyup sistemi bilerek gittiğim için) zeytinyağı şişemi götürdüm mesela:) Bal, zeytinyağı, bakliyat, baharat, fıstık ezmesi, kahve, un, şeker, deterjan, şampuan gibi ürünlerde böyle bir seçenek var. Bugün oryantasyonda, yanınızda getirdiğiniz paketin ağırlığına para ödememek için nasıl tartılması gerektiğini öğrendim ayrıca ama bir sonraki sefere hatırlayabilecek miyim emin değilim:)

Ortam ve insanlar

İnsanlar çoğunlukla birbirini tanıyor. Güzel bir topluluk ruhu oluşmuş. 45 yıl az değil tabii. Bugün oryantasyonu gerçekleştiren kişi 16 yıldır Karma’nın üyesiymiş mesela. Mekanda bir mutfak ve üyelerin birlikte vakit geçirebileceği bir oda var. Gidip bir şeyler alıp, orada yiyip içebiliyor, insanlarla sohbet edebiliyorsunuz. Arada çeşitli etkinlikler oluyor. Mesela en son ‘wine-cheese pairing’ etkinliği yapmışlar.

Biz şu anda 1 aylık deneme üyeliğine başladık, büyük ihtimalle de bu süre bitince üye oluruz. Ben ‘çalışan üyelik’ seçeneğini tercih edip, ayda 2 saatimi orada geçirmek için sabırsızlanıyorum. Büyük olasılıkla açılışta mağazayı hazırlama işini seçerim diye düşünüyorum. Onun dışında peynir kesme işi de enteresan olurdu ama sakar bir insan olduğum için büyük ihtimalle elimi de keserim bol miktarda.

Tuğsel ilk başta bu heyecanıma anlam veremedi, ‘Loblaws iyi ya işte’, ‘ne kooperatifi, ne çalışması’ diyordu, hatta bir miktar dalga da geçti benimle:) Ben de bugünkü oryantasyona gidip bol fotoğraf çekip, bir de güzel alışveriş yapmak suretiyle sanırım onu da biraz motive ettim:))

Bu şehri, bu ülkeyi ancak farklı ortamlara girerek daha güzel tanıyıp anlayabileceğiz. Karma’nın da bunun için çok keyifli bir fırsat olduğunu düşündüm. Üstelik adı da çok güzel değil mi?:)

Herkese sevgiler.

YORUM YOK

YORUM YAZIN